Türkçeye Fransız kaldık..

Geri Dön   Ekshi forum | Bizigidibizi > Ekshi.net > Duyurular

Duyurular Duyanlar duymayanlara duyursun bölümü.

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 22-12-2007, 04:25   #1
Tadilat dolayısıyla kapalıyız..
 
eshKi - ait Avatar

Exclamation Türkçeye Fransız kaldık..


Tag: Türkçeye Fransız kaldık.. indir Türkçeye Fransız kaldık.. resimleri Türkçeye Fransız kaldık.. izle
Benin, Burkina Faso, Kamerun, Merkezi Afrika Cumhuriyeti, Çad, Kongo Cumhuriyeti, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Cibuti, Gabon, Guinea, Fildişi Sahili, Madagaskar, Mali, Moritanya, Nijerya, Ruanda, Senegal, Tago, Tunus ve Fas.

Sıraladığımız ülkelerin en belirgin ortak özelliği sorulmuş olsaydı, belki çoğumuzun aklına gelen ilk cevap “Bu ülkeler Afrika’da yer alıyor” olurdu. Evet doğru. Ama bir ortak özellikleri daha var ki, Afrika’da yer almak kadar belirgin ve ayırt edici: Frankofon ülkeler ailesine mensup olmaları.

Frankofon kelimesin aslı “La Francophonie.” Anlamı kısaca “Fransızca konuşan” demek. Uluslararası camiada “Frankofon Ülkeler” denilince, tıpkı yukarıdaki zikrettiğimiz ülkelerde olduğu gibi, 18 ülkede Fransızca resmî dil olarak kullanılıyor. Ayrıca 57 ülkede Fransızca ya ikinci dil, ya da yaygın olarak kullanılmakta.

Afrika’daki Fransızca konuşulan toplam yerleşim alanı ABD’den daha büyük. Bu ülkelerdeki toplam nüfus ise 254 milyon. Bu rakam ise çeyrek milyar insanın doğrudan veya dolaylı olarak Fransızcayı ortak iletişim aracı olarak kullandıkları anlamına geliyor. Kısaca bu kadar geniş bir alanın ve sayılmayacak kadar çok farklılıkların bulunduğu bir bölgenin ortak paydasını oluşturuyor Fransızca.

Kısaca “Frankofon” olma özelliği saydığımız bu ülkelerde yaşayan insanlar kendi öz dillerine “Fransız” kalmış durumdalar.

Peki ya biz?

Little Big, Big Star, Marko Delli, Conan Jeans, Lee, Weber Jeans ve Galila Restaurant, LC Waikiki, Rodi, Big Free, Tifanny, Cotton Shop, Benson Jeans, McDonald’s, Burger King, Pizza Hut, Domino’s Pizza, Carousel, Galleria, Capitol, Atrium, Carrefour, Groseri Market, Coiffeur Angle gibi telaffuzda bile zorlandığımız belki binlerce isim…
Rainbow Kasabı, Kadir Has Center, Dürüm Land, Cafe Beyzade, Galaxy Alışveriş Merkezi, Ev Shop, Yeşil Plaza, Vatan Computer gibi yarı Türkçe isimler…

CoonDra (Kundura), Mardini (Mardin), Velini (Veli), Efendy (Efendi), Eskidji (Eskici), Laila (Leyla), Kiosk (Köşk), Zift (Zift), Ramsey (Remzi) gibi Türkçeden bozma yabancı isimler…

Sakashi (Salih Kaya isminin ilk heceleri ile Japon malı havasını veren ‘shi’ eki), Yu-Ma-Tu (Yunus, Mahmut ve Tuncer isimli üç kardeşin isimlerinin ilk heceleri), BEMS (Baba, Emine, Mustafa ve Sabri isimlerinin ilk harfleri) gibi yabancı havası verilen isimler…

Sokaklarda, caddelerde gördüklerimiz, günlük konuşmalarımız, gazetemiz, dergimiz, yiyip–içtiğimiz pek çok şey yabancı. Ama bir gerçek var ki, biz artık o yabancı şeylere artık hiç de yabancı değiliz.

Yabancılaşma, artık hiç yadırganmaz durumda. Belki de kaçınılmaz veya sıradan görülüyor.

Yabancılaşmanın veya gönüllü işgal altına girmenin temelinde yatan gerekçe veya gerekçeler hakkında epey madde sıralayabiliriz. Bizdeki yabancı hayranlığından, hayatın hemen her aşamasında yağmur misali karşımıza çıkmasına kadar yüzlerce sebep bulabiliriz.

Bu sebeplerin en önde gelenlerinden birisi, toplum olarak, bir şekildeki kullanımlarda çok istekli oluşumuz olsa gerek. Duyduğumuz yabancı bir kelimeyi kullanırken ilk birkaç denemede hafiften bir yabancılık çeksek de, çok geçmeden o kelimelerin Türkçe karşılıklarını unutuyoruz. Derken dildeki bu dönüşüm tabelalara da yansıyor. Tabelalar yabancılaştıkça, insanlarda daha fazla yabancı hayranlığı oluşuyor. Yabancı hayranlığı daha fazla yabancı kelime kullanmayı doğuruyor. Ve bir kısır döngü devam edip gidiyor. Şimdi bu kısır döngünün başladığı tarihlere doğru kısa bir seyahat yapalım.

İlânât

1838 yılında İngilizlerle yapılan Ticaret Sözleşmesi gereği, Osmanlı pazarlarına İngiliz malları hızla girmeye başladı. Kısa zamanda diğer Avrupa ülkeleriyle yapılan ticaret sözleşmeleri ile kumaşından işlenmiş derisine, mobilyasından züccaciyesine, hatta askerler ve devlet memurları için özel olarak üretilen kıyafetlere varıncaya kadar ürünler Osmanlı insanının önüne sunuldu. Adı geçen sözleşmeyle, Osmanlı toplumunu büyük bir pazar olarak gören Avrupalı tüccarlar, tıpkı Avrupa’da olduğu gibi Anadolu’da da bir tüketim toplumu oluşturmak için harekete geçmişlerdi. Bunun için Avrupa patentli ne varsa, gerekli-gereksiz demeden Osmanlı pazarlarına bu ürünleri taşımaya başladılar.

Avrupalı tüccarların kullandıkları en etkili yöntem o dönemlerde yayınlanan gazetelere reklâm vermek idi. O dönemin karşılığıyla “ilânât,” yani reklâmlar yoluyla kendi ürünlerini, üstelik kendi verdikleri isimlerle Osmanlı insanına çok geçmeden kabul ettirdiler. Piyano, çikolata, sigorta, mıknatıs, lokanta, vida, fanila, kablo, vapur, tiyatro, balkon gibi bize artık hiç yabancı gelmeyen kelimeler günlük hayatta sık sık kullanılmaya başladı. Hatta o günün insanlarınca bilinen “Medicamants Nouveoux” (Yeni İlâçlar) gibi ifadeler hiç çekinilmeden reklâmlarda kullanılıyordu.

Batılı tüccarların kendi ürünlerini tanıtmak ve markalarını zihinlerde yerleştirmek için o dönemde kullandıkları bir başka ilginç yöntem de mektupların kullanılmasıydı. Osmanlı topraklarındaki ticaretle uğraşan meslektaşlarına veya yakın dostlarına gönderdikleri mektupların üst kısımlarına, sattıkları ürünün ismi veya markasını da yapıştırıyorlardı.

Gazetelerden mektuplara kadar hemen her alanda Osmanlı sınırları içinde hızla yayılan yabancı ürünler ve markalar, yeni bir tabela kültürünü de ortaya çıkarmıştı. Vitrin camlarında, dükkânların tabelalarında gerek Arap harfleriyle, gerekse Latin harfleriyle yazılan isimler bambaşka bir dili günlük hayata yerleştirmeye başlamıştı. 19 Temmuz 1918 tarihini taşıyan ve İstanbul’da yayınlanan Yeni Mecmua isimli derginin, “Zavallı Türkçe başlıklı başyazısında bu yeni dil şiddetle eleştiriliyordu. Yazı, belki o dönemin sadece Beyoğlu semtinde yaşananları aktarıyordu. Ama bugün ülkemizin kasabalarına, hatta köylerine varıncaya kadar gözlemlenen tabloyu aynen aktarıyor gibi. Bazı ifadeleri aktaralım:

“Bizim memlekette en az bilinen, sarfu nahvi her gün hırpalanan bir lisan varsa Türkçe’dir. Bunu mübalâğa mı zannediyorsunuz? O halde biraz etrafınıza göz gezdiriniz. Mağazaların yekpare iri camları üstündeki yazılı satırlara, duvarlara yapıştırılmış sarı, mor, pembe kâğıtlı ilânların kocaman harflerine… Beyoğlu’ndaki kibar moda mağazalarının ucuzluk ilânlarına bakınız.”

Reklâmlar yoluyla yeni teknolojiler ve yeni ürünlerle birlikte, Osmanlı toplumuna yeni anlayışlar, yeni alışkanlıklar, kısacası yeni yaşama biçimleri de gelmişti. Gelen bir şey daha vardı: Yeni bir dil.

Batılı tüccarlar ürünlerine olan güveni sağlayabilmek için, insanımızda o dönemlerde filizlenmeye başlayan Batı hayranlığını çok iyi kullandılar. Duvar kâğıtları, çatal-kaşık, dikiş makinesi, züccaciye, giyim-kuşam, yeni teknolojik ürünler reklâmlar aracılığıyla ballandıra ballandıra anlatılırken, bu ürünleri kullanmanın çok önemli bir saygınlık kaynağı olduğu vurgulanıyordu. Bir ürün tanıtılırken hangi ülkede üretildiği de mutlaka söylenenler arasındaydı. İngiliz veya Alman malı olduğu, Fransa’dan veya Amerika’dan getirildiği belirtilmeden geçilmiyordu. Artık insanlar aldıkları bir ürünü yakınlarına büyük bir gurur içinde, “Frengistan malı,” “nev icad,” “yeni icad,” “Avrupa işi” ve “dünyaca ünlü” gibi ifadelerle anlatmaya başlamışlardı. Ve artık görülen her bir yeni ürün “Vay be, adamlar ne güzel yapmışlar!” sözleriyle yâdedilir oldu.

Neler değişti?

Bir zamanlar yabancı isim ve markaları gazetelerde, duvar afişlerinde, dükkânların tabela ve vitrinlerinde gören insanımız, 1950 yılından itibaren radyonun yaygınlaşmasıyla daha fazla markayla tanışma fırsatı buldu. Tanıştığı her yabancı marka insanımızın Batı hayranlığını daha da arttırdı. Bu hayranlığa paralel olarak, lüzumlu–lüzumsuz ayırdetmeksizin daha fazla Batılı ürün piyasalara sürüldü. 1970’li yıllarda yavaş yavaş yaygınlaşan televizyon yayını yine aynı yönde hizmet etti. 24 Ocak 1980 tarihi, hem reklâmcılık açısından, hem de yabancı markaların daha da yaygınlaşması açısından çok önemli dönüm noktalarından birisi oldu.

Bu tarihte alınan ekonomik kararlar çerçevesinde, ülke içinde yabancı yatırımların gerçekleşmesine yönelik önemli imkânlar sunuluyordu. Kısa zamanda pek çok yabancı firma Türkiye’de yatırım yaptı. İç piyasada daha fazla yer etmek isteyen bu firmalar basın yoluyla yoğun bir reklâm faaliyetine giriştiler. Bu yarış 1990’lı yıllarda hızla çoğalan özel televizyon kanallarıyla iyice kızıştı. Bu reklâm yarışına paralel olarak insanlardaki yabancı markalara olan hayranlığı, bu hayranlık da cadde ve sokaklardaki yabancı isimli dükkân, mağaza, market, kasap, saatçi, kırtasiyeci, ayakkabıcı ve daha pek çok satış yerini hızla arttırdı.

Türkçeye Fransız kaldık

Artık 2000’li yıllardayız. Yabancı marka hayranlığının ve kullanımının sonu ne zaman gelecek diye merak etme fırsatı dahi bulamadan, bu kez devreye internet girdi. Sokaklarda, caddelerde gördüklerimiz, günlük konuşmalarımız, gazetemiz, dergimiz, yiyip–içtiğimiz pek çok şey yabancı. Ama bir gerçek var ki, biz artık o yabancı şeylere hiç de yabancı değiliz.

Türkçemiz, Turkche olmasın
Destekleyenler & Desteklenenler
Eski 22-12-2007, 15:53   #2
öhhöööm...??!
Forumun yerlisi

Tanımlı


Türkçeye yabancı kaldığımızın bir kanıtı daha
kendi ailemden örnek vereyim okuma yazma bilmeyen teyzem bile artık
giderken bye bye demeye başladıbu kadar işlemişler içimize
ayrıca o mağza sahiplerine gidip "neden Türkçe değil" diye sorduğumda
cvp hep aynı "ticari kaygı"
yabancı isimlerin daha çok dikkat çekmesi ve daha çok taleb edilmesi olmuştu
yani talep var o ürünlere karşı bu talebide mağza sahipleri sağolsunlar yeterince karşılıyorlar

çok güzel bir yazı paylaşım için sağol



bu arada sorunu görmek pek yetmiyor birde çözümü bulup uygulamak gerekiyor

Konu MaT tarafından (22-12-2007 Saat 16:02 ) de değiştirilmiştir..
Eski 22-12-2007, 20:57   #3
Tadilat dolayısıyla kapalıyız..
 
eshKi - ait Avatar

Tanımlı


Amcaolu iş öyle bi vaziyete düştü ki biz bile farkında olmadan Türkçeyi katlediyorus
Metrocity (ing) Büyükşehir
Light (ing) Hafif
Download Etmek İndirmek
Drıver Sürücü
Emergency Acil
Exıt Çıkış
Fınısh Bitiş, varış
Full-Tıme Tam gün
Scoreboard (ing) Sayı Tablosu
Club (ing) Kulüp
Express (ing) Süratli, Hızlı
Jokey (ing) At Sürücüsü
Center (ing) Merkez
Show (ing) Şov
Fitness (ing) Spor Merkezi
Body (ing) Vücut
Send, Forward (ing) Gönder
Natural (ing) Doğal
Entry (ing) Giriş
Amblem (alm) Belirtkeç
Upload (ing) Yüklemek
.....

daha bunun gibi bi çok örnek sayabilirim yani farkında olmadan bizde hafiften Fransızlaştık dilimize

Konu eshKi tarafından (23-12-2007 Saat 05:24 ) de değiştirilmiştir..
Eski 22-12-2007, 22:24   #4
Şapkalı'm
Çok möhüm biri
 
SeLin - ait Avatar

Tanımlı


Çok Güzel bir yazı olmuş tebrik ederim.Aslında Türkçe'mizi messenger alemi de biraz yabancılaştırıyor.Kısaca bu durumlar özenti gibi geliyor bana sanırım zaten de öyle.
Eski 23-12-2007, 05:26   #5
Tadilat dolayısıyla kapalıyız..
 
eshKi - ait Avatar

Tanımlı


Tag: indir resimleri izle
Alıntı:
Selin Mesajı Göster
Çok Güzel bir yazı olmuş tebrik ederim.Aslında Türkçe'mizi messenger alemi de biraz yabancılaştırıyor.Kısaca bu durumlar özenti gibi geliyor bana sanırım zaten de öyle.
Teşekkkür ederim hiç olmazsa elimizden geldiğince kültürümüzün değişmine engel olalım
fena mı olur
Cevapla


Konuyu 1 kişi dikizliyor. Bu kişilerden 0 tanesi bizden, 1 tanesi tanrı misafiri.
 
Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
Yeni konular açamazsınız
Yeni cevaplar yazamazsınız
Eklenti gönderemezsiniz
Mesajlarınızı değiştiremezsiniz

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Say Fransız müzikseverleri büyüledi ogogi Kültür Sanat 0 15-10-2007 13:20
Ruscadan Türkçeye Çeviri Programı - QuQu L3 Editon yusuf2607 Programlar 0 17-08-2007 14:31
Fransız imamlar yetişecek veSaire İnternet haberleri 0 07-07-2007 16:52
Fransız öpücüğü Sandalyeli Tekerlek Ekshi sözlük 6 13-05-2007 14:44


Sistem bilgileri İpuçları
Forum yazılımı ve sürümü Güzel bir söz
Forum yazılımı olarak vBulletin v3.7.4 sürümünü kullanmaktayız.
Telif hakları vBulletin © 2000-2009 Jelsoft Enterprises Ltd.'e aittir.
Kuruluş 2005 © Ekshi.net - Konnektın pipıl.
Tema adı Yeni Hayat Tasarım ogogi
Bu site buradaki kişilerin marifetidir.

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:51 .



Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0